Kendi blogunu oluştur ;)

Yörelerimiz Memleketimiz Memleketinize, yörenize,Tatil Yerleri, Otel Rehberi, Gezi Tatil Köyleri, Ucuz Tatil ,Tatil Turları, artık uzak değilsiniz,

Yörelerimiz Memleketimiz Memleketinize, yöreniz, Tatil Yörelerimiz ,Tatil,Kamp Var - Kamp Yeri, Çadırla kamp yapmak, Türkiye Kamp ve Karavan,Türkiye Tatil Yerleri Oteller, hoteller, rezervasyon, ucuz otel, turizm ,Tatil Yerleri ,Otel Rehberi ,Gezi Tatil Köyleri, Ucuz Tatil ,Tatil Turları,

Karadeniz'in gizli cennetleri

Karadeniz'in gizli cennetleri

Yazı Boyutu : 8 Punto 10 Punto 12 Punto 14 Punto

Zonguldak'ın Alaplı ilçesine bağlı Gümeli beldesinde, yeşilin her tonunun görülebildiği tabiat harikası yaylalar, doğaseverlerin keşfini bekliyor.

Türkiye'nin 105. tabiat anıtı olarak tescillenen Zonguldak'ın Alaplı ilçesine bağlı Gümeli beldesindeki Gümeli Ormanı'nın yakınında yer aldığı 1637 metre yükseklikteki Bacaklı Yayla Tepesi ve dağın eteğindeki Bölüklü Yayla, doğal güzellikleriyle adeta ziyaretçileri büyülüyor.

Gümeli belde merkezinden insanların araçlarıyla ya da sık ormanlarının arasından akan derelerin şırıltısını dinleyerek uzun yürüyüş sonrası varabileceği yaylalar, çeşitli sporlara elverişli yamaçları, zengin bitki ve hayvan çeşitliliğiyle turistleri cezbediyor.

İğne ve yayvan yapraklı ağaçlar ve çok çeşitli orman altı bitki örtüsüyle yaylaların doğa yürüyüşü, foto safari, olta balıkçılığı, av ve yaban hayatı gibi aktivitelere yanıt veren yapısıyla Karadeniz turizmine katkısının artırılması hedefleniyor.

Kentin en yüksek tepesindeki Bacaklı ve eteğindeki Bölüklü Yayla'nın sık çam ormanları arasındaki evleri, yaylacılık geleneği ve zengin bitki örtüsüyle turizmden daha fazla pay alabilmesi için projeler üretiliyor.

Yayla çevresindeki, mayın, gürgen, porsuk ve köknar ağaçlarının yanı sıra karaçam, meşe, Anadolu kestanesi, çınar, defne, ısırgan, ökse otu, karayemiş, orman gülü gibi odunsu ve otsu bitki türlerinin yanı sıra yaban hayatı açısından da geyik, karaca, ayı, yaban domuzu, kurt, tilki, tavşan, baykuş ve kartal gibi türlerin yer aldığı ormanların doğa bilimcilerini de cezbetmesi amaçlanıyor. 

EKOLOJİK TURİZM

Denizli'ye atanan Zonguldak Valisi Yavuz Erkmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentin denizi, tarihi eserleri, mağaraları ve doğa yapısıyla önemli turizm merkezi olduğunu söyledi.

Özellikle ekolojik turizmin gelişmesinin yerel hakların turizm faaliyetlerinden yararlanmasını sağladığına dikkati çeken Erkmen, şöyle konuştu: “Ülkemizin doğal potansiyeli önemli şanstır. Karadeniz de ekolojik turizm konusunda cennettir. Bunun değerlendirilip geliştirilmesi gerekmektedir. Yaylalardan da bu açıdan yararlanmalıyız. Türkiye'nin en yaşlı ağaçları arasında gösterilen 1600 ve 1000 yaşındaki porsuk ağaçlarının bulunduğu çevredeki yaylalar, doğa sevenlerin ilgisini çekecektir. Özellikle tanıtım faaliyetlerine ağırlık verilmesi ilgiyi artıracak. Ekolojik turizmin gelişmesiyle turizm çeşitliliği açısından bölge cazibe merkezi olacaktır. Gizli kalmış cennetlerimiz turizme kazandırılmalı. Kentteki festival ve şenliklerde buralara geziler düzenlenmesi turist ilgisini fazlalaştıracaktır.”

'TÜRKİYE'DE İLK DESTEK”

Ekolojik turizm konusunda Çevre ve Orman Bakanlığı Orman-Köy İlişkileri Genel Müdürlüğünce Devrek ilçesine bağlı Yazıcı köyünde başlatılan çalışmalara Türkiye'de ilk desteğin sağlandığına işaret eden Erkmen, şunları kaydetti:
“Yedigöller'e en yakın köy Yazıcı'da 5-6 aileyi barındıracak eve sahip aileye, 17 bin YTL civarında destek sağlandı. Bu, Türkiye'de ilk uygulamadır. Ev pansiyonculuğu yapmak isteyen köylülere her türlü destek ve kolaylık sağlanacak. Aileler, bu işi benimsediğinde turistler doğa güzellikleri yerinde yaşayacaklar ve yöresel ürünlerini pazarlanma imkanına kavuşacaklardır. Doğası bozulmamış yaylalardaki vatandaşlarımıza benzer uygulamalarla desteklememiz turizmi geliştirecektir.”

BODRUM TATİL CENNETİ

BODRUM TATİL CENNETİ

Kategori: TURIZM_SEYAHAT

 

Begonvillerle kaplanmış beyaz badanalı evleri, daracık sokakları, gece hayatı ve simgeleşmiş kalesiyle Türkiye'nin en güzel tatil yörelerinden birisidir Bodrum...
Nice şarkılara ve aşklara konu olmuş büyüleyici atmosferiyle Bodrum...
İçinde Prenses 1.Ada'nın etlendirilmiş halini ve Dünyanın ilk sualtı arkeoloji Müzesini de barındıran Bodrum Kalesi, dünyanın 7 harikasından biri olan Mausoleum ve eşsiz bir Bodrum panoramasına hakim Antik Tiyatrosu ile de tarihi zenginlikler sunmaktadır Bodrum...
Bodrum'a sürgün gönderilip, Bodrum tutkunu olan Halikarnas Balıkçısı olarak bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın başlattığı ve tanıttığı, ünlü Gulet yatlarla yapılan Mavi Yolculuğunda merkezidir Bodrum.
Kısacası Cevat Şakir'in dediği gibi "Başka yerde huzur içinde öleceğine, Bodrum'da huzur içinde yaşa..."

 

 

TARİHİN BABASI OLARAK BİLİNEN ÜNLÜ TARİHÇİ HERODOTHalikarnassos'ta (Bodrum'un eski adı) M.Ö. 484 yılında doğan ve "Tarihin Babası" olarak bilinen

HEREDOT'a göre Bodrum Dor'lar tarafından kurulmuştur. Daha sonra Karya ve Leleg'ler bu bölgeye yerleşmişlerdir. M.Ö.650 yılında Megeralılar gelerek şehri genişletmişler adını da Halikarnassos olarak değiştirmişlerdir. Bodrum M.Ö. 386 yılında Persler'in egemenliğine girmiştir.

Halikarnassos en parlak devrini M.Ö. 353 yılında Karya bölgesinin başkenti olunca yaşamıştır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum bu dönemde Kral Mausolos'un anısına kızkardeşi ve aynı zamanda karısı olan Artemisia tarafından yaptırılmıştır.

Bodrum M.Ö. 192 Romalıların eline geçmiş ancak bu dönemde önemli bir gelişme göstermemiştir. M.S. 395 yılında Bizaslıların, M.S. XI yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. I. Haçlı savaşlarında Bizanslıların, XIV. yüzyılda tekrar Türklerin eline geçmiştir. 1415 yılında Rodos Şövalyelerinin eline geçmiştir. 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde tekrar Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra adı Bodrum olarak değiştirilmiştir.

Bodrum Kalesi Bodrum Kalesi
Bodrum Kalesi Rodos (St.Jean) Şövalyeleri tarafından 1402 yılında yapılmaya başlanmış ve 1522 yılına kadar yapımı sürmüştür.(Kalenin inşasının başlangıç ve bitiriliş tarihleri konusunda değişik tarihler öne sürülmektedir.) Kalenin, isimleri İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan ve İspanyol kulesi olan 5 ana kulesi vardır. İngiliz Kulesi, Aslanlı Kule olarak; İspanyol Kulesi, Yılanlı Kule olarak da bilinir. Kale 1770 yılında Rus donanmasının saldırısına uğramıştır.

Padişah II. Abdülhamit zamanında bir hapishane olarak kullanılmıştır. En ünlü kalebent, Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı'dır. Kale 1915 Fransız bombardımanından sonra terk edilmiştir.

1964 yılında Bodrum Kalesi, Müze Müdürlüğü olmuş, 1979 yılından beri Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak adlandırılmıştır. Camiye çevrilen Şapel içerisinde M.S. 626 yılında batan Doğu Roma (Bizans) Gemisinin eserleri sergilenmektedir.1958 yılında sünger avcısı kaptan Kemal Aras tarfından bulunan geminin kıç bölümü Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ve INA uzmanlarının çalışmalarıyla 1/1 ölçeğinde yapılmıştır.

Prenses AdaSerçe Limanı Cam Batığı Salonunda, 1025 yılında batan teknenin kendisi sergilenir. Bu tekneden 3 ton kırık ve sağlam cam çıkarılmıştır. Dünyanın en büyük İslam cam kolleksiyonu burada sergilenmektedir.

Fransız kulesinin hemen yanındaki Baltalı kulede Büyük İskender'in manevi annesi , Satrap Mavzolos'un kızkardeşi olan Karya'yı M.Ö. 344 - 341 yıllarında yöneten Karya Kraliçesi Ada'nın mezar buluntuları sergilenmektedir. Kraliçe Ada'nın kafası İngiltere'de Manchester Üniversitesi, Tıpta Sanat bölümünde etlendirilmiştir. Kraliçe Ada'nın mankeni bir niş'de ayakta durur vaziyette sergilenmektedir.

 

 

 

Kral Mavsolos'un anıt mezarı Mausoleum'un orijinal hali Mausoleum
Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Mausoleum'un yapımına Karya Satrabı Mavsolos zamanında (tahmini M.Ö.355) başlanmış ölümünden sonra kızkardeşi, aynı zamanda karısı olan Artemissia yapımına devam etmiştir.

Bu eser İon düzeninde 36 sütünun süslediği orijinali 46 metre yüksekliğinde olan ve tepesinde bir zafer arabası bulunan 21 basamaklı bir piramidin taçlandırdığı dev bir anıt mezardır.

M.S. 13 yüzyıla kadar korunan antik mezar önce bir depremle yıkılmış daha sonrada taşları Bodrum Kalesinin yapımında kullanılmıştır. Ayrıca bu mezara ait birçok kabartma ve heykeller 1856 yılında İngiliz Arkeolog C. Newton tarafından British Museum'a götürülmüştür. Bu yüzden bu anıta ait eserlerin çoğu British Museum'da, ancak çok az bir kısmı Bodrum'da sergilenmektedir.

 

Antik Tiyatro Antik Tiyatro
Helen döneminden günümüze gelen önemli kalıntılardan biridir. Kapasitesi 13.000 kişiliktir. 3 ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar Sahne, Orkestra ve Oturma yeridir. Bina uzun dikdörtgen bir yapıdır. Her iki uçta oyuncuların gireceği birer kapı bulunmaktadır. Bunlardan başka 3 ana giriş kapısı bulunmaktadır.

1973 yılında yapılan kazılardan sonra açık hava müzesi olarak düzenlenmiştir.

 

 

Mindos Kapısı Mindos Kapısı
Halikarnassos'un iki giriş kapısından biri olan Mindos Kapısı Bodrum'un Batı tarafındadır.Günümüze kadar sadece duvar kalıntıları kalmıştır. Turkcell'in sponsorluğunda kazı ve restorasyon çalışmaları devam etmektedir.

Büyük İskender şehri kuşatmaya M.Ö.333 yılında bu kapıdan girmiştir. Çok zorlu bir direnişten sonra şehri fethetmiş ve Mausoleum hariç tüm şehri tahrip etmiştir.

 

PLAJLAR VE KOYLAR

 

 

GÜMBET: Bodrum’a sadece 3 km mesafede olan yarımadanın en ünlü koylarından bir tanesi. Sahildeki otellerin ve restoranların ortak olarak
kullandığı plaj temiz ve ılık bir suya sahip. Dolmuşla beş dakikada ulaşmak mümkün. Gümbet’in arkasındaki tepede, Saldırşah mevkiinde, Halikarnas Balıkçısı ile ünlenen Cevat Şakir Kabaağaçlı yatmaktadır.

SALMAKİS ( BARDAKÇI ): Tanrıların mesajlarını ulaştırma yetkisine sahip olan Hermes ile, aşk tanrıçası Afrodit’in oğlu olan Hermaphroditos, bugün çift cinsiyetin adı olarak, tarihten tıp diline geçmiştir. Kusursuz güzelliği ile ün salmış Hermaphroditos gölde su ile oynaşırken, su perisi Salmakis, ona vurulur. Aşkına cevap alamayan Salmakis, bütün tanrılara yakararak, ikisini bir beden yapmalarını ister, tanrılar bu isteği kabul ederek, Salmakis ve Hermaphroditosu tek vücut haline getirir ve çift cinsiyetin öyküsü de böylece vücut bulur. Bardakçı, adını Bodrum halkının 1970’lere kadar içme suyunu aldıkları pınardan almıştır. Yöre dilinde ‘bardak’ adı verilen bu testilerle su Bodrum’a taşınmıştır.Çevresinde, birçok dinlenme tesisi olan Bardakçı Koyu’nun plajı kumludur.

BİTEZ: Ağaçlı anlamına gelen yerde artık ağaçlara rastlanmıyor.
Sahili Gümbete çok benzeyen yerde daha çok su sporlarıyla ilgilenen
kişiler tarafından ilgi görüyor. Dolmuşla 10 dk. da ulaşmak mümkün.

ORTAKENT - YAHŞİ: En eski yerleşim yerlerinden biri olan yer Bodrum’a 20 km. mesafede. Az ilerdeki Yahşi koyu ise temiz deniz ve kumsalı ile tercih edilecek bir mekan. Ortakent evleri, yöresel mimarinin en güzel örneklerine sahiptir.
Görebileceğiniz en eski yapı, 1602’de savunma amacı ile yapılmış olan Mustafa Paşa Kule Evi’dir.

KARAİNCİR: Bağla’nın batısında yer alan yer temiz denizi ve kumsalıyla ünlü.Ayrıca küçük restoranlarda ev yemekleri de yemek mümkün.Yazın esen poyraza karşı korunaklı olduğu için, teknelerin sığındığı bir koydur.500 metre uzunluğunda kumsalı vardır, yörenin en güzel plajıdır. Çevrede yararlanabileceğiniz küçük motel ve pansiyonlar,bahçelerinden fışkıran renk cümbüşüyle sizi karşılamaya hazırlanır.

AKYARLAR: Yarımadanın en uç noktalarından biri ve Kos adasına en yakın olanı. Hergün Kos’a düzenli feribot seferleri yapılmakta.

TURGUTREİS: Yarımadanın batı yakasında kalan koy adını Osmanlı denizcisi Turgut Reis’ten alıyor. Diğer koylara Kıyasla daha gelişmiş olan kasabada her türlü alışveriş imkanı var.

KADIKALESİ: Tatil köyleri’nin yer aldığı bir sahil ayrıca tarihi evleriyle de ünlü.Adını yakında bulunan, Helenistik devre tarihlendirilmiş bir kale kalıntısından almıştır.

GÜMÜŞLÜK: Antik yazarlar, Gümüşlüğün bağımsız olarak para bastığından söz eder. Yöre halkı, çevrede bulduğu gümüş paralardan dolayı, bir gümüş madeni olabileceğini düşünerek, bölgeye Gümüşlük adını vermiştir. Yarımadanın en meşhur yerlerinden biri.Balık restoranlarıyla ünlü olan huzurlu ve sakin bir koy.

YALIKAVAK: Yarımadanın kuzeydoğu ucunda yer alan ve gittikçe gelişmekte olan sakin ve sessiz bir yer.Bodrum’un kalabalığını sevmeyenlerin en çok tercih ettikleri bir yer.

GÜNDOĞAN: Bodruma seksen kilometre uzakta ve yamaçtan denize bakan bir köy.Denizi oldukça temiz.

GÜLKÖY - TÜRKBÜKÜ: Eskiden iki ayrı köyken bugün birleşmiş durumda olan Gölköy ve Türkbükü sahil boyunca pekçok bar, restoran ve kulüb yer alıyor.Gün batımı ve dolunay manzarasıda görülmesi gerekli güzelliklereden.

TORBA: Bodruma en yakın koylardan biri olan Torba,yirmi yıl önce sadece sazlardan yapılmış salaş bir balıçı lokantası olan,dar bir yola sahip küçük bir koyken, bugün büyük oteller ve devremülklerin yer aldığı popüler bir koy.alıntı...

Uludagi bursa

 

 

Uludağ Hakkında


Bursa’nın tepesinde 2543 metre yükselen volkanik bir dağ’a tırmanıyor, amacı karlı tepelerin, eğlencenin, temiz havanın zevkini doyasıya çıkarmak isteyen mutlu insanların bir araya geldiği tatil ve eğlence merkezine uzanıyoruz.

Uludağ, Marmara Bölgesi’nin geniş düzlüklerine yayılmış, Bursa ili sınırları içinde yer alıp, ülkemizin en çok rağbet gören kış ve kayak merkezi konumunda. Dağın 12.732 hektarlık bölümü, 1961 yılında Milli Park olarak ayrılmış. Milli Park statüsü uygulamalı Uludağ da ziyaretçiler yıl boyu konaklama tesislerinden ve Kirazlıyayla, Sarıalan, Çobankaya’da düzenlenmiş olan günübirlik alanlardan da yararlanabiliyorlar.
Aralık ayından başlayıp Nisan ayına kadar karla kaplı alanlarında kayak yapmaya elverişli sahalar ve yüksek kar kalitesi ile kış sporları için makbul sayılan pistler bulunuyor.
Uludağ yaşamına geçmeden önce doğal yapısına bakacak olursak dağın çeşitli yüksekliklerinde dünya ormancılık literatüründe bilimsel ve görsel bakımdan bir çok özellik dikkat çekiyor. İlkbaharda yemyeşil uzanan orman denizi, sonbaharda sarı, turuncu, kahverengi, koyu yeşil gibi renklere bürünürken, sert kayalar anıtsal güzellikler sergiliyor. Bakacak Tepesi Bursa’nın seyir zevkine görkem katarken bu zenginliklere Uludağ’ın mitolojik öyküsü de ilave oluyor. Antik çağda Olympos Misios olarak bilinen dağ, insanları yüksek yerlerden izleyen efsanevi tanrıların yaşadığı yer olarak anılmış, Bizans devrinde keşişlerin barındığı bir yer olarak dağa “Keşiş Dağı” denilmiş, 1920 li yıllardan sonra dağ bugünkü adını almış.

Flora ve Fauna
Batı Anadolu’nun en yüksek dağı olan Uludağ’ın 11.338 Hektarlık alanında % 81’i ormanlarla kaplı. Bu bölümlerde Bursa Ovasından 2543 metreye yükselirken beş orman kuşağını gözlemek mümkün oluyor.300-350 metre yükseklikler tipik maki florası ile geçilirken Çalı Meşesi, Koca Yemiş, Defne, Katır Tırnağı gibi bitkiler canlı renk dünyaları ile pastoral bir ziyafet çekiyorlar. 700-750 metrelere çıkıldığında Kestane, Karaağaç, Ceviz, Fındık ağaçlarında, diğer çeşitlerle beraber karışık bir yaşam tarzı gözleniyor. 1000 metrede Kayın ağaçları Karaçam korulukları egemenliğine tanık olanlar, 1000-2000 metrelerde Göknar ağaçların yurduna misafir oluyorlar. Tamamen Uludağ’a özgü olan Uludağ Göknar’ı 700-2050 metrelere kadar yaşamlarını Kayın ağaçları, Titrek Kavak ve Çamlar arasında nefes kesen güzelliklerini karışık ormanın gizemiyle beraber sürdürürlerken, bu yüksekliklerden itibaren zirveye kadar bodur alp bitki örnekleri ardıçlar, küçük kır çiçekleri mevsimsel değişimlerle coşkulu bir peysaj sergiliyorlar. Uludağ’ın doruklarına tırmananlar 980 metrede yaban hayatı üretme istasyonun da geyik ve karacalar üretimine şahit oluyorlar. Milli Park sınırları içinde kurt, yaban domuzu, tilki, çakal ve sansarlar doğal yaşam koşullarını sürdürüyorlar. Uludağ’ın bir başka sürprizi akarsuları, ve gölleri, sportif amaçlı olanlar için bünyesinde olta balıkçılığı potansiyeline de cevap veriyor.

Uludağ’da neler yapılır
Uludağ’a kayak sporu için çıkanlar becerilerine göre farklı özellikteki 10 ayrı pistte kayabiliyorlar. Otellerin kar kıyafeti satan mağazalarından kayak kıyafeti kiralanabilen veya satın alınabilen kayak kıyafetleri kayak takımları ile ilgili bürolarından kayak öğretmenleri nezaretinde 5 ila 10 saat süreli derslerle kayak öğrenilebiliyor. Çeşitli yerlerde kullanıma sunulan kar motorları, atv, kızak gibi tekerlek ve paletli araçlarla kar gezileri yapılıyor. Kayak yapmayacak olanlar öncelikle oteller bölgesinin 3 km lik gezi parkurunda, temiz havada zindelik kazandıran yürüyüşler yapabiliyor. Konakladıkları otellerin dışında diğer tesisleri, otelleri geziyor iç bünyelerde sunulan aktivitelere katılabiliyor, havuz, sauna, spor salonu, disko, bar gibi ünitelerden yararlanabiliyorlar. 550 İla 1700 metre uzunluktaki 8 ayrı telesyejlerle çeşitli noktalara çıkıyor bu çıkış sırasında fotoğraf, film çekerken çevreyi seyredebiliyor farklı noktalara ulaşınca buradaki tepe-cafe, bar, restoranlarda oturup dinlenebiliyorlar. Oteller Bölgesinde ziyaretçilerin kullanımını sunulan teraslar ve cafelerde açık havada yemek yiyerek piknik yapılıyor. Havanın elverdiği ölçüde güneşleniyorlar. Bir çok yerde sıcak şarap ve sucuk ekmek yeniyor. Çeşitli alış veriş mağazaları gezilip dağda duyulan ihtiyaçlar karşılanabiliyor. Havanın kararmasıyla şölen gibi geçen akşam yemeğini takip eden saatlerde hızlı yaşanan gece hayatı başlıyor!. Canlı müzik yapan mekanlar dolmaya başlıyor. Tüketilen içkinin de etkisiyle eğlence kasabası haline dönen Uludağ’ın bar ve otel diskolarında sabahın ilk ışıklarına kadar dans edenler, bu defa karlı tepelerden sonra eğlencenin doruklarına çıkıyorlar. Otellerin sağlık ekipleri ve Uludağ Sabancı İlk Yardım Sağlık Merkezi, yükseklik, havadaki oksijen oranı gibi nedenler veya kırık, çıkık, burkulma gibi problem yaşayanlara dahiliyeci ve ortopetistlerle sağlık hizmeti veriyor.



NASIL GİDİLİR?
Bursa'nın 36 km güneyinde bulunan Uludağ, karayolu ile Bursa ya 40 km uzaklıkta yer alıyor. Ulaşım için karayolunun yanı sıra telefrik ile kent merkezinden Sarılana dek karşılıklı seferler düzenleniyor. 20 dakikada Sarıalan Kamp alanına gelen ziyaretçiler bu noktadan itibaren oteller bölgesine minibüs seferleri ile kişi başı 1,5 milyon TL ödeyerek ulaşıyorlar. Bursa'dan Uludağ'a taksi ile gelmek isteyenlerin ödediği ücret ise 40 milyon civarın da oluyor. 1. Gelişim ve II. Gelişim Bölgesi olarak tanımlanan turistik oteller bölgesinde sürekli açık tutulan kara yolunun yanı sıra kayak sporuna gönül verenler için 8 telesiyej ile 7 teleski hizmet veriyor.
Zirve, Şahinkaya, Kuşaklıkaya, Tutyeli, Belvü gibi tepelerin bulunduğu Uludağ da çeşitli yürüyüş parkurları da yer alıyor.
Bursa Uludağ Oteller Bölgesi- Cennetkaya,
Oteller Bölgesi-Sarıalan-Çobankaya
Oteller Bölgesi-Softaboğan Şelalesi
Oteller Bölgesi-Hanlar Bölgesi-Bağlı Köyü
Oteller Bölgesi-Zirve Tepesi
Wolfram-Madenler Bölgesi-Göller Yöresi rehberler eşliğinde gezilebiliyor.
Dağa çıkış. Öncelikle özel araçlarıyla bilhassa kışın dağa çıkacak olanların lastik dişleri aşınmamış olmalı. Buzlanma ve aşırı kar yağışıyla kar kaplı zeminler zincir takmayı gerektiriyorsa yol boyunca neredeyse sanayi haline gelen zincircilerden satın alınabilir, kiralanabilir, zincir taktırılabilir. Bursa'nın Çekirge semtinin devamında asfalt olarak başlayan rampa yolda virajlarla Kirazlıyayla'ya kadar rahat geliniyorsa da bu noktadan itibaren keskin U dönüşlere rastlanıyor. Asfalt yol, kübik tarzda düzgün parke taşı döşeli olarak devam ediyor.
Milli Park girişi ücretli olup otomobiller 4 milyon TL ödüyorlar. Gişeler sonrası Oteller Bölgesine 11 km yolunuz kalırken, bazen yoğun sis ve iş makinelerine rastlanabiliyor.
Telesiyej ile çıkışlarda her tesis kendi çıkış kartını gişelerinde satıyor. Tele asılı olarak sürekli dönmekte olan iki kişilik bankların önüne geliniyor ve arkadan gelen bank üzerine oturuluyor. Güvenlik demiri indirilerek yola direk yüksekliğinde devam ediliyor. İniş platformuna yaklaşınca güvenlik demiri yukarı kaldırıldıktan hemen sonra banktan kalkılıp sol veya sağa doğru hamle yapılarak iniliyor. Böylece bank dönüşüne devam ediyor. Telesiyejin üç kademeli hız ayarı bulunuyor. Dağdaki göze batan bir başka unsur ise pek de saldırgan olmamakla beraber çok sayıda başıboş köpeklerin her yerde dolaşıyor olması

ge'nin en güzel 10 kasabası!

ge'nin en güzel 10 kasabası!

Ege Denizi gibi dünya denizcilik tarihinin başlangıç noktası olan bir suyun kıyısında bulunan bölgemiz, insanlığın da en eski yerleşim alanlarından biri.

Tarihte çok sayıda uygarlığın vatanı oldu, barbarların istilasına uğradı. Kasabalar defalarca yıkılıp yeniden kuruldu. Her seferinde farklı bir biçim ve zenginlikle ortaya çıktılar. Milas ya da Foça'daki bir caminin veya binanın malzemesine baktığınızda onun alt katmanlarında binlerce yılın izini bulabilirsiniz. Jürimiz, kültür ve tabiat mirası açısından olağanüstü güzelliklere sahip ve kendini korumayı başarabilmiş 10 kasabayı seçti. Artık size de buraları gezmek kalıyor...


Tire:"Salı pazarı ile ünlü"




Tire, İzmir'e 80 kilometre uzaklıkta yer alan bir ilçe. 4 bin yıllık geçmişi olan kasaba, zengin coğrafyasının sağladığı olanaklarla çağlar boyu Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans gibi uygarlıklara sahne olmuş. Ancak özellikle Türklerin Tire'yi ele geçirmesinden sonra çok zengin tarihi ve kültürel bir birikim sağlanmış. Tire salı günleri kurulan pazarı ile de ünlü. Bu pazar yakın zamana kadar Türkiye'nin en büyük açık pazarlarından biri olma özelliği taşıyordu. Ayrıca "şiş köfte" adlı köftesi de çok meşhur. Yanı sıra keşkeği en ünlü yemeklerinden. Tire, karışık iç karması, karışık ot kavurması, sarmaşık kavurması gibi çeşitli ot yemeklerinin yapıldığı bir ilçe.


Cunda: "Sivil taş mimari örnekleri"



Adadaki yerleşimin geçmişi bundan 3500 yıl öncesine kadar uzanıyor. Meydan Larousse'ta Cunda'nın İtalyanca'da bir denizcilik terimi olarak "yelken açmak" ya da "işaret sancaklarını çekmek için konulmuş yatay çubukların her iki ucu" anlamına geldiğini yazıyor. Geleneksel sivil taş mimarinin en seçkin örneklerinin bulunduğu Cunda'daki yapıların bir kısmı butik otel ve pansiyona dönüştürülmüş. Paparina adlı balığı meşhur.


Karaburun: "Dar sokakların güzelliği"



İzmir'e 100 kilometre uzaklıkta, Çeşme yakınlarında. Açık denize baktığı için suyun devri daimi sayesinde sürekli temiz bir denize sahip. Tüplü ve tüpsüz dalış için çok elverişli. İlçeye giden yollar virajlı olduğundan ulaşımı zor. Bu zorluk sayesinde Karaburun, aynı yarımadada bulunan Çeşme ve Dalyan gibi rant alanına dönüşmemiş ve yağmalanmamış. Mimari yapısını ve denize doğru kıvrılan dar sokaklarının güzelliğini bu sayede korumuş.


Birgi: "Aydınoğulları'nın başkenti"



Ödemiş'e 7 kilometre mesafede, 5 bin nüfuslu bir belde. Aydınoğulları Beyliği'ne başkentlik yapmış. 14. ve 15. yüzyıllarda yöredeki en büyük şehirlerden biri olarak gelişmiş. İmamı Birgivi Türbesi, Çakırağa Konağı, kale ve hamam yıkıntısı gibi eserler var. Beldede yer alan Aydınoğlu Mehmet Bey Camii, Ege bölgesinin en eski camilerinden. Minberi, hutbe kapısı ve pencere kanatları birer şaheser. Çekül Vakfı'nın öncülüğünde yapılan onarımlar sonucu insanlığa yeniden kazandırıldı.


Ula: "Konaklarına dikkat"



Yüksel Aksu'nun yönettiği Dondurmam Gaymak filmiyle ünlü olan ilçe, Muğla'ya 15 kilometre mesafede. 5 bin civarında nüfusa sahip. Osmanlı döneminde bölgenin en önemli ayakabı üretim merkezi olarak dikkat çekmiş. Manifaktür sanayinin yarattığı zenginlik sayesinde gelişmiş olan Ula, büyük konakları ile ünlü. Türkiye'de kişi başına en çok bisiklet düşen ilçe olarak da nam salan Ula'nın çevresinde gezilecek çok yer var. Akyaka Köyü, Ula Kanyonu, Yedi Delik Mağarası, Sedir Adası gibi yerleri görmeden dönmeyin.


Datça: "Oksijen bakımından zengin"



Strabon, "Tanrı yarattığı kulun uzun ömürlü olmasını isterse, Datça Yarımadası'na bırakır" demiş. Çünkü bu bölge oksijen bakımından dünyanın ikinci, Türkiye'nin en zengin bölgesi. Yarımadadaki en eski yerleşim alanının geçmişi MÖ 2000 yıllarına kadar uzanıyor. Marmaris'ten 70 kilometre mesafede olan ilçe ve çevresi, yolun engebeli olması sayesinde pek fazla bozulmadan kalmayı becerebilmiş. Eski Datça adı verilen tarihi bölgede, tipik Datça evlerini görmek mümkün. Ayrıca birbirinden güzel 52 koyu var.


Foça: "Sembolü fok balığı"



İzmir'in 70 km. Kuzeybatı'sında. İonlar'ın Ege sahillerinde kurdukları 12 İon kenti arasında en önemli merkezlerden biri. Eski adı Fokai, "Fokların Ülkesi" anlamına geliyor. İlçe yakınlarında bulunan Siren Kayalıkları ve çevresi Akdeniz foklarının en önemli yaşam alanlarından. Bu yüzden Foça'nın sembolü fok balığı. Siren Kayalıkları, Şeytan Hamamı, Taş Ev, Beş Kapılar Kalesi, Dış Kale, Fatih Camii, Kayalar Camii, Hafız Süleyman Camii, Foça'nın tarihi zenginlikleri.


Assos: "Antik liman kenti"



Tarihi ve doğal güzellikleri iç içe yaşayan Assos'un, MÖ 10. Yüzyıl'da, Midilli adasından göç eden Metymna halkı tarafından kurulduğu kabul ediliyor. Günümüzde Behramkale veya Behramköy ismi ile tanınan Assos, Çanakkale'ye 100 kilometre mesafede. Edremit Körfesi ile Midilli'nin karşısında, bir volkanın eteğinde, andezit kayalıkları üzerinde kurulmuş. Antik çağların önemli yerleşim merkezlerinden. Aynı zamanda bir liman kenti. Assos, liman ve köy olarak ikiye ayrılıyor.


Milas "İçinde 27 SİT alanı var"



Muğla'ya bağlı Milas, düzenli kent merkezi, antik kalıntıları, tarihi değeri bulunan eserleri ve evleri, canlı çarşısı, dünyaca ünlü Milas halıları ile turistik açıdan pek çok özelliğe sahip. İlçe sınırları içinde 27 antik sit alanı var. MÖ 5. Yüzyıl'da kurulan kent, Karyalılar'dan sonra Pers egemenliği altına girmiş, 13. Yüzyıl'da ise Menteşe Beyliği'nin başkenti olmuş. Osmanlı da bu kente çok önem vermiş.


Urla: "Dünyanın en eski limanı"



İzmir'e 35 km uzaklıkta. Yaklaşık 8 bin yıldır yerleşim alanı. 50 bin nüfusa sahip. Urla'da yapılan arkeolojik araştırmalarda İskele Mahallesi'ndeki Limantepe Höyüğü'nün MÖ 6000 yıla tarihlenen bir merkez olduğu ortaya çıkarıldı. Buluntuların en önemlilerinden birisi liman. Tarihte bilinen en eski liman olarak kabul ediliyor. Antik Klazomenai kenti liman bölgesinde yer alıyor. Antikçağ'da özellikle zeytinyağı üretimiyle önemli bir ticaret merkezi olmuş.

ALAHAN MANASTIRI

Yorum yazabilirsiniz ama yorumlarınızı ben kontrol ettikten sonra sitede görebilirsiniz. Bu sayfalar politik tartışmalar ya da dünyaya hayatta olduğunuzu duyurmak için hazırlanmış forumlar değil!


The Mut tourist guide tells us that the Alahan (Apadnos) monastery is on the road from Mut to Karaman, about 20 kilometers from Mut (and another 3 from the main road). It was built on a rocky side of the Taurus Mountains at about 1200 meters. There are three churches, the complex is thought to have been built in 440-442. Christian symbols such as fish and grapes and representations of several saints abound.

I visited the complex thanks to the Mersin photography club that gave me a ride from Mut and back again. Most pictures will give the impression I was alone there, a few others indicate I was not at all. In a very few pictures I took the liberty of editing a person out (hiding him or her behind rocks or shrubbery).

I show many pictures because I am aware that for some specialists it is important to see the site from as many sides as possible.
previous page pages 1 2 ALL next page
Alahan mrt 2008 4856.jpg
Alahan mrt 2008 4856.jpg
Alahan mrt 2008 4857.jpg
Alahan mrt 2008 4857.jpg
Alahan mrt 2008 4858.jpg
Alahan mrt 2008 4858.jpg
Alahan mrt 2008 4859.jpg
Alahan mrt 2008 4859.jpg
Alahan mrt 2008 4868.jpg
Alahan mrt 2008 4868.jpg
Alahan mrt 2008 4861.jpg
Alahan mrt 2008 4861.jpg
Alahan mrt 2008 4862.jpg
Alahan mrt 2008 4862.jpg
Alahan mrt 2008 4872.jpg
Alahan mrt 2008 4872.jpg
Alahan mrt 2008 4873.jpg
Alahan mrt 2008 4873.jpg
Alahan mrt 2008 4863.jpg
Alahan mrt 2008 4863.jpg
Alahan mrt 2008 4864.jpg
Alahan mrt 2008 4864.jpg
Alahan mrt 2008 4865.jpg
Alahan mrt 2008 4865.jpg
Alahan mrt 2008 4867.jpg
Alahan mrt 2008 4867.jpg
Alahan mrt 2008 4876.jpg
Alahan mrt 2008 4876.jpg
Alahan mrt 2008 4875.jpg
Alahan mrt 2008 4875.jpg
Alahan mrt 2008 4874.jpg
Alahan mrt 2008 4874.jpg
Alahan mrt 2008 4877.jpg
Alahan mrt 2008 4877.jpg
Alahan mrt 2008 4879.jpg
Alahan mrt 2008 4879.jpg
Alahan mrt 2008 4878.jpg
Alahan mrt 2008 4878.jpg
Alahan mrt 2008 4869.jpg
Alahan mrt 2008 4869.jpg
Alahan mrt 2008 4871.jpg
Alahan mrt 2008 4871.jpg
Alahan mrt 2008 4881.jpg
Alahan mrt 2008 4881.jpg
Alahan mrt 2008 4882.jpg
Alahan mrt 2008 4882.jpg
Alahan mrt 2008 4883.jpg
Alahan mrt 2008 4883.jpg
Alahan mrt 2008 4880.jpg
Alahan mrt 2008 4880.jpg
Alahan mrt 2008 4884.jpg
Alahan mrt 2008 4884.jpg
Alahan mrt 2008 4885.jpg
Alahan mrt 2008 4885.jpg
Alahan mrt 2008 4886.jpg
Alahan mrt 2008 4886.jpg
Alahan mrt 2008 4887.jpg
Alahan mrt 2008 4887.jpg
Alahan mrt 2008 4888.jpg
Alahan mrt 2008 4888.jpg
Alahan mrt 2008 4889.jpg
Alahan mrt 2008 4889.jpg
Alahan mrt 2008 4891.jpg
Alahan mrt 2008 4891.jpg
Alahan mrt 2008 4890.jpg
Alahan mrt 2008 4890.jpg
Alahan mrt 2008 4892.jpg
Alahan mrt 2008 4892.jpg
Alahan mrt 2008 4893.jpg
Alahan mrt 2008 4893.jpg
Alahan mrt 2008 4894.jpg
Alahan mrt 2008 4894.jpg
Alahan mrt 2008 4895.jpg
Alahan mrt 2008 4895.jpg
Alahan mrt 2008 4956.jpg
Alahan mrt 2008 4956.jpg
Alahan mrt 2008 4955.jpg
Alahan mrt 2008 4955.jpg
Alahan mrt 2008 4954.jpg
Alahan mrt 2008 4954.jpg
Alahan mrt 2008 4938.jpg
Alahan mrt 2008 4938.jpg
Alahan mrt 2008 4939.jpg
Alahan mrt 2008 4939.jpg
Alahan mrt 2008 4937.jpg
Alahan mrt 2008 4937.jpg
Alahan mrt 2008 4936.jpg
Alahan mrt 2008 4936.jpg
Alahan mrt 2008 4896.jpg
Alahan mrt 2008 4896.jpg
Alahan mrt 2008 4897.jpg
Alahan mrt 2008 4897.jpg
Alahan mrt 2008 4898.jpg
Alahan mrt 2008 4898.jpg
Alahan mrt 2008 4910.jpg
Alahan mrt 2008 4910.jpg
Alahan mrt 2008 4907.jpg
Alahan mrt 2008 4907.jpg
Alahan mrt 2008 4906.jpg
Alahan mrt 2008 4906.jpg
Alahan mrt 2008 4927.jpg
Alahan mrt 2008 4927.jpg
Alahan mrt 2008 4928.jpg
Alahan mrt 2008 4928.jpg
Alahan mrt 2008 4908.jpg
Alahan mrt 2008 4908.jpg
Alahan mrt 2008 4909.jpg
Alahan mrt 2008 4909.jpg
Alahan mrt 2008 4899.jpg
Alahan mrt 2008 4899.jpg
Alahan mrt 2008 4900.jpg
Alahan mrt 2008 4900.jpg
Alahan mrt 2008 4901.jpg
Alahan mrt 2008 4901.jpg
Alahan mrt 2008 4902.jpg
Alahan mrt 2008 4902.jpg
Alahan mrt 2008 4903.jpg
Alahan mrt 2008 4903.jpg
Alahan mrt 2008 4904.jpg
Alahan mrt 2008 4904.jpg

Ölüdeniz - Fethiye

Ölüdeniz - Fethiye



ÖLÜDENİZ


"Cennetin kapısında bulunuyorsunuz" yazısı sizi Belçekız yolundan giderken karşılar. Bu harika yeri tanımlamak için kelimeler yetersiz kalır. İnanmak için görmeniz gerekir. Giriş yüksek eğimli tepelerde büyük çam ağaçlarıyla çevrilmiştir. Beyaz çakıl taşlarıyla dolu plajına 90 derecelik bir dönüş yaparak ulaşırsınız ve kıvrıla kıvrıla giden yollardan sonra bir ada gölünü andıran körfeze gelirsiniz. Burada çok ilginç bir hikaye size eşlik eder.

"Bir baba ve oğlu hemen bu korkunç kayaların olduğu yerde bir fırtınaya yakalanırlar. Oğlanın aklına parlak bir fikir gelir: Eğer kayalara yakın dururlarsa küçük bir körfez, kıyı bulabilirlerdi. Fakat bu arada babası kayalara yaklaşırlarsa parçalanacakları konusunda ısrar etmekteydi. Tartışma gittikçe alevlenir ve gemileri tam karaya oturmak üzereyken adam oğlunu bir kürekle fırlatır ve hemen dümeni çevirir. Ve o anda kendilerini sakin bir körfezde bulurlar." Balıkçıların anlattığı bu hikayeye göre buraya Ölü Deniz denmiştir. Şimdi en fırtınalı günlerde bile bu körfezde hiçbir kıpırtı olmaz.



Ölüdeniz ve Belçekız uzun plajlarıyla, kumlara kadar inen çam ağaçlarıyla ve heran değişen gök mavisi rengiyle dünyaca ünlü biryerdir. Sezon yaklaşık 10 ay sürer. Sayısız kamp alanları, tahta evler, moteller, hoteller vardır. Bu etkileyici yerin ulaşım ağını dolmuşlar sağlamaktadır.


Ayvalık-Balıkesir

Ayvalık-Balıkesir




Ege Bölgesi'nde, Balıkesir İli'ne bağlı bir ilçe olan Ayvalık'ın kuzeydoğusunda Burhaniye, güneydoğusunda İzmir, kuzey ve batısında da Ege Denizi yer almaktadır. Ali Bey Adası (Cunda Adası) da ilçe sınırları içerisindedir. Ayvalık, alçak tepelik alanlardan oluşur. Madra Dağının uzantıları ilçenin güneydoğusuna kadar uzanır ve denize doğru da gittikçe alçalır. Bu kesimler küçük tepelikler halindedir. İlçenin ovaları daha çok kıyı kesiminde olup, güney ve güneybatıda düz, kuzeyde ise daha karmaşıktır.

Balikesir’in en önemli yörelerindendir.Irili ufakli 22 adasi vardir.Yük ve yolcu gemilerinin yanaştigi iskele ve yat limanı şehir merkezindedir.

İlçeden geçen en önemli su kaynağı da Ege Denizi'ne güneyde dökülen Madra Çayı'dır. Yüzölçümü 266 km2 olup, toplam nüfusu 58.738'dir.

İlçenin ekonomisi tarım ve turizme dayanmaktadır. İlçe ekonomisinde önceliği zeytin üretimi ve bununla ilgili sanayi kolları almaktadır. Ayvalık'ın büyük bir bölümü zeytinliklerle kaplıdır. Ayrıca çamfıstığı, mandalina, bağcılık önemlidir. Bağyüzü Köyü'nde yetiştirilen Kozak üzümü ile ünlüdür. Son yıllarda turfanda sebzecilik ve Kozak çam balı üretimi yoğunluk kazanmıştır. Balıkçılık ve balık restoranları da ilçenin önemli bir gelir kaynağıdır.

Dogal ve turistik zenginlikleri yönünden yaz sezonu boyunca Ayvalık'a turistik turlar düzenlenir. Buradaki Seytan Sofrası, Alibey Adası (Cunda) ve Sarımsaklı Plajları önemli turistik merkezlerdir. Bunlardan Sarımsaklı Plajları ilçe merkezine 8 km.uzaklıkta olup, 7 km.uzunlugunda, 100 m.eninde bir kumsala sahiptir. Burada modern turistik tesisler kurulmuştur. Şeytan Sofrası, çam ormanları ile kaplı yüksek bir tepededir. Cunda Adası ada olarak geçmesine rağmen, toprakla doldurularak ilçe ile birleştirilmiştir.

Ayvalık yöresi çok eski bir yerleşim merkezidir. Buraya ilk yerleşenlerin Mysialılar olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda bir Aiol kenti olduğu sanılan bu yöre 20 küçük adadan oluştuğundan ötürü Hekatonnesos adı verilmiştir. Hekatos sözcüğü ile antik çağlarda burada yaşayan insanlar Apollon'a saygı duyduğu da bu isimden anlaşılmaktadır. Nitekim yörede Apollon ile ilgili kalıntılara rastlanmaktadır. Strabon buradan; “ Asia ile Lesbos arasında boğazda yaklaşık yirmi küçük ada vardır. Timosthenes’e göre bunlar kırk tanedir. Bunlara Hekatonnesos denir.” diye söz etmektedir. Ayrıca Ayvalık yöresinde Pordoselene isimli antik bir kent olup, bununla ilgili olarak Strabon “Hekatonnessos, Apollonnesos’a karşılıktır; çünkü Hekatos Apollon’dan başkası değildir. Apollon özel olarak,aşırı derecede kutsanan bir tanrıdır. Bu adaların yanında,içinde aynı isimde bir kent bulunan Pordoselene vardır. Bu kentin önünde daha büyük olan,aynı isimde fakat iskân edilmemiş ve içinde Apollon’a ait bir tapınak bulunan bir ada vardır" diyerek bu konuya açıklık getirmiştir.

Ayrıca antik kaynaklarda Ayvalık, Taliani ve Kydonia isimleri ile geçmektedir. Yöre MÖ.330-30 arasında Büyük İskender'in hakimiyetine girmiş, MÖ.30-MS.395 yılları arasında Romalılar, daha sonra da Bizanslılar buraya egemen olmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk devirlerinde buradaki doğal limanlardan yararlanılmış, XV.yüzyılda Osmanlılar egemen olmuş ve buradaki Rum halkı ile Anadolu'dan getirilen Türk toplulukları birliklte yaşamıştır. XIX.yüzyılda en parlak dönemini yaşayan kentteki, Rum kökenliler 1821 Yunan ayaklanmasına katılmış, bunun sonucu olarak da ilçeyi terk etmişlerdir.

I.Dünya Savaşı sonrasında Ayvalık, 29 Mayıs 1919'da Yunanlılar tarafından işgal edilmiş, Ali Çetinkaya önderliğinde toplanan gönüllülerle Ayvalık'ta bir savunma cephesi oluşturulmuştur. Bunun ardından 15 Eylül 1922'de Ayvalık Yunanlılardan geri alınmıştır. Kurtuluş Savaşı sonrasında yapılan Lozan Antlaşması ile Ayvalık Rumları Yunanistan'a göç etmiş, Midilli, Girit ve Makedonya'dan gelen Türkler de Ayvalık'a yerleştirilmiştir.

Ayvalık'ta Helenistik, Roma dönemlerine ait keramik parçalarına yüzey buluntusu olarak sık sık karşılaşılmaktadır.

hadi tıklayın .türkiye gezi yerleri bir turistin gözünden

Tatil Rehberi

 

Abana, Adana, Afyon, Ahlat, Akçakoca, Akdamar, Akhisar, Aksaray, Alacahöyük, Alahan Monastery - Alahan Manastırı, Alanya ve Side, Alaplı, Amasra, Amasya, Anamur, Anavarza, Ani, Ankara, Anıt Kabir, Ankarada Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Antakya, Antakya müze, Antalya, Aphrodisias, Artvin, Assos, Aydın, Ayvalik, Babaeski, Ballıca Mağarası, Balıkesir, Bandırma, Beçin, Bergama, Bileçik, Bingöl, Birecik, Bitlis , Bodrum, Boğazkale, Bolu, Boyabat, Bursa, Çanakkale, Çayeli, Cappadocia - içinde özel galeriler kiliseler ve şehirler var , Çorum, Dalyan, Datca, Didyma, Divriği, Diyarbakır, Doğubeyazit, Edirne, Efes, Elazığ, Eğirdir, Ereğli, Ermenek, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Euromos, Fethiye, Foça, Gaziantep, Göreme, Harput, Harran, Hasankeyf, Herakleia, Hierapolis, Iasos, Ihlara, Inebolu, Inegöl, Isparta, Istanbul 1, Istanbul 2, Istanbul 3, Istanbul 4, Istanbul Levent, Istanbul Yedinci Tepe, Istanbul Beyoğlu and Şişli, Istanbul Pera, Istanbul Fener & Balat, Istanbul dolaşı, Istanbul Üsküdar, Istanbul Boğazı, Istanbul Aya Sofia, Istanbul Kariye Müzesi, Istanbul Top Kapı Saray, Istanbul Arkeoloji Müzesi, Istanbul Çinili Kösk Müzesi, Istanbul Sirkeci Istasyonyu, Istanbul Asker ve Deniz Müzesi, Istanbul Dolmabahçe Saray, Istanbul Türk ve Islam Eserleri Müzesi, Izmir, Izmit, Iznik, Kahramanmaraş, Karaman, Karabük, Kars, Ani ve Hopa ile, Kaş ve Patara, Kasaba, Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Kızkalesi, Knidos, Konuralp, Konya, Kozan, Nevruz Ceyhanda, Kütahya, Labranda, Lüleburgaz, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Midyat, Milas, Miletus, Mudurnu, Muğla, Muş , Mustafapasha, Mut, Nazimiye, Nemrut Dağ, Niğde, Niksar, Ordu, Ortahisar, Ovacık, Pamukkale, Hierapolis ve Aphrodisias ile, Perge, Priene, Rize, Safranbolu, Samsun,